Fatma Sarıbıyık Yıldırım

Demokratlık mı, Kendi ayağına sıkmak mı?

Fatma Sarıbıyık Yıldırım

Pazartesi günü Silivri Belediyesi’nin Mart ayı meclis toplantısının birinci oturumu gerçekleştirildi. Meclis, her zamanki gündemiyle toplandı; yerel konular konuşuldu, özel günler anıldı, başsağlığı dilekleri iletildi, genel siyasete dair değerlendirmeler yapıldı.
Toplantının açılış konuşmasını Bora Balcıoğlu yaptı. Ardından CHP Grup Başkan Vekili Önder Çolak, MHP Grup Başkan Vekili Sultan Aşkın ve AK Parti Grup Başkan Vekili Celalettin Yazıcı söz aldı. Grup başkan vekillerinin konuşmalarında hem yerel gündem hem de genel siyaset vardı. Kısacası meclis, olması gerektiği gibi ilerliyordu.
Ancak AK Parti Grup Başkan Vekili Celalettin Yazıcı’nın sözünü parti grubundan meclis üyesi Durukhan Kocabaş’a bırakmasının ardından tablo değişti.

MECLİS SALONUNDA BİR İLK
Durukhan Kocabaş konuşmasını yaparken belediyenin bilgi işlem birimine verilen talimatla kaçak döküm alanlarına ilişkin görüntüler meclis salonundaki ekrana yansıtıldı. O an, salonda bulunan herkes bu görüntüleri izledi.
Silivri Belediye Meclisi tarihinde buna benzer bir uygulamaya daha önce şahit olundu mu? Hafızalar yoklandığında; Selami Değirmenci, Hüseyin Turan, Özcan Işıklar ve Volkan Yılmaz dönemlerinde meclis salonunda bu şekilde bir video gösterimi yapıldığına dair somut bir örnek hatırlanmıyor.
Elbette meclis salonu, eleştirilerin yapılacağı, sorunların dile getirileceği yerdir. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak bir belediye başkanının karşısında, eleştiri konusu olan görüntülerin tüm kamuoyuna açık bir şekilde meclis ekranında izletilmesi ve bunun o anki siyasi atmosferde gerçekleşmesi, Silivri’de alışılmış bir tablo değildi.

“NE KADAR DEMOKRATIM” MESAJI MI?
Görüntülerin ardından Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu’nun “Bakın, görün ben ne kadar demokrat bir belediye başkanıyım” minvalindeki sözleri ise dikkat çekti. Bu yaklaşım, bir kesim tarafından demokratik olgunluk olarak değerlendirilebilir. Ancak diğer bir bakış açısına göre bu durum, siyasi zeminde gereğinden fazla alan açmak anlamına da gelebilir.
Demokrat olmak; eleştiriye açık olmak, farklı görüşlerin ifade edilmesine imkân tanımaktır. Fakat siyaset sahnesinde her adımın bir karşılığı vardır. Özellikle meclis kürsüsü, yalnızca eleştiri değil, aynı zamanda siyasi pozisyon alma alanıdır. Eleştiri ile siyasi hamle arasındaki çizgi bazen oldukça incedir.

DEMOKRATLIK İLE SİYASİ SAFLIK ARASINDAKİ ÇİZGİ
Silivri Belediye Meclisi’nde yaşanan bu olay, “Demokratlık başka bir şey, kendi ayağına sıkmak başka bir şey” tartışmasını da beraberinde getirdi. Çünkü meclis salonu, yerel sorunların konuşulduğu kadar siyasetin de en sert şekilde yapıldığı bir platformdur.
Geçmiş dönemlerde teknoloji bu kadar gelişmiş olmayabilir; sosyal medya etkisi bugünkü kadar güçlü olmayabilir. Ancak özellikle son üç dönem düşünüldüğünde, benzer bir uygulamaya izin verilip verilmeyeceği sorusu akıllara geliyor. Birçok kişi, önceki başkanların böyle bir durumda daha farklı bir tavır alabileceğini düşünüyor.

EKİBE GÜVEN VE SORUMLULUK MESELESİ
Bir diğer önemli başlık ise ekip meselesi. Bir belediye başkanı, her platformda ekibine güvendiğini ifade ediyorsa; ekip de bu güvenin gereğini yerine getirmek zorundadır. Çünkü belediyede başarı da başarısızlık da en nihayetinde başkana yazılır.
“Nasıl olsa fatura başkana kesilir” rahatlığı, bir yönetim anlayışı olamaz. Aksine, başkanı zor durumda bırakmamak için daha fazla sorumluluk almak gerekir. Yönetim ciddiyet ister; siyaset ise dikkat.

SONUÇ
Silivri Belediye Meclisi’nde yaşanan bu olay, yerel siyasette yeni bir dönemin işareti mi, yoksa anlık bir gerilim mi, bunu zaman gösterecek. Ancak bir gerçek var ki; demokrat olmak erdemdir, fakat siyaset sahnesinde ölçüyü kaçırmak bedel doğurabilir.
Belki de en doğrusu, demokratlık ile siyasi refleks arasındaki dengeyi iyi kurabilmektir.

Kalın sağlıcakla.
 

Yazarın Diğer Yazıları